Istekleriniz Dersler Programlar Oyunlar Incelemeler Cover Şarkılar ve Dublajlar

10 Ekim 2017 Salı

♥ Özel Hastaneler....♥


Herkese merhabalar efenim.Nasılsınız? Beni soracaksanız idare ediyorum işte.Güney Sekreterliğine başvurduğumdan bu yana evde malak gibi yatıyorum.Dünde hem ailemin ''birşey yapmıyorsun ayağına iş mi gelecek'' demesiyle hemde Güney Sekreterliğinden geri dönüş olmaması nedeniyle arkadaşımla gittik çevremizde olan özel hastanelere.Özel hastaneleri sevmiyorum.Haz etmiyorum.İlk önce yakınımızda olan caminin altında özel polikliniklerin olduğu yere gittik.Sekretere söyledik iş başvurusunda bulunacağımızı.Oda verdi bize iş başvuru kağıdını.Doldurduk ettik.Gittik sekreterin yanına.Oda aldı elimizdekileri zımbaladı filan sonrasında gülerek demesin mi ''Arkanızda mavi giysili hanımı görüyor musunuz?Gidip bi şansınızı deneyin''.Aldık kağıtları gittik.Tabi heyecanlıyız hemen mülakat mı olacak hemen işe mi alacaklar diye.Gittik dedik biz iş başvurusunda bulunacağız diye.Odasına gittik.Odasında küçücük birşey.Sanırım oranın insan kaynakları.Kağıtlara baktı.Kağıtlarda da talep ettiğiniz ücret yazıyordu.Arkadaşım 1400-1800 aralığında yazdı ben ise 1600-1800 yazdım.Biraz aç gözlülük yapmış olabilirim.Çünkü asgari ücret 1400 bana az gözüktü ve biz Güney Sekreterliğine başvurduğumuzda bize 1800 tl verileceğini söylediler.Kadın hasta kabul de bir kişilik yer olduğunu ve sadece 1 kişinin alınabileceğini söyledi.Ardından kadın kağıtlara baktı işte.Sonrasında da dedi ''İkiniz aynı yerde oturuyorsunuz aynı okuldan mezunsunuz ve aynı bölümdesiniz.'' Kağıtlara biraz daha baktıktan sonra ''Kim 1600 ücrete yazdı'' dedi '' ''ben'' dedim.Sonrasında bana baktı ve ''Sen bana kafadan gittin.Biz asgari ücretten başlıyoruz ''dedi.Bunu duyar duymaz kendimi afedersiniz ama bok gibi hissettim.Moralım bozuldu.Diğer arkadaşımda sevindi.Sonrasında da dedim.'' O zaman ben gittim.'' Bunu hafif bir tebessümle söyledim sinirim oynadı.Kadın sonrasında da ''Şimdi ben hanginizi işe alayım'' dedi.İçimden geçirdim ulan işe alacak sizsiniz niye bize soruyorsunuz? Tam bunu söylemek dilimin ucuna geldi ama söylemedim.Arkadaşım da birşey demedi.Bende dedim ki ''Gönlünüzden kimi seçmek istiyorsanız seçin''Bir süre baktı bize sonrasında da dedi.Biz kademeli alıyoruz.Üst mevkilerdekiler baksınlar sonrasında geri dönüş yaparız.Teşekkür edip çıktık.Biraz moralim bozuldu ama sonrasında da başka bir özel hastaneye gittik.Burası diğerinden daha güzeldi.Girdik özel hastaneye.Çıktık 6.kata kalite birimindeki genç bir bayana iş başvurusunda bulunacağımızı söyledik oda ''Bu hastane işkurla çalışıyor ve şuan için elemana ihtiyacımız yok.Ama ben size form vereyim doldurun'' dedi.Aldık formları doldurduk.Bizim gibi yeni mezun sanırım oda geldi ve oda doldurdu form.Formları verdik ve çıktık hastaneden.Bu hastanenin formu diğer hastane formlarına göre daha güzeldi.Başka bir hastaneye daha gittik.Oranında formunu doldurduk.Sekreter hayattan bezmiş gibiydi verdik orayada sonrasında bir tane daha yere gittik ordada doldurduk orada da sekreter bizi hemşire zannetmiş ve baş hemşire göndertti bizi.Baş hemşire baktı ''siz Tıbbi sekretersiniz.Burda size iş çıkmaz.Gidin hastanelere başvurun '' dedi.Ben de dedim'' Güney sekreterliğine başvurduk stajda yaptık devlette.Ama biz yinede bırakalım formları'' dedim ve bıraktık.

Dün benim için bok gibi geçti.Özel hastanelerden de işe alacaklarını sanmıyorum.Hele ki o cami altındaki poliklinik yeri.Umut vermekten yada yitirmekten başka birşey yaptığı yok.Üniversiteden arkadaşlardan üçü özelde çalışmaya başlamışlar bile.Kendimi de anlamamaya başladım hem işe başlamak istiyorum hemde bir tedirginlik var yapamayacağım diye.Psikolojiminde bozulduğuna kanaat getirmeye başladım artık.Sinir stres oluyorum evde durduğum her an.Bizim evin yakınlarıda Daruşafaka var yaşlı bakım evi.Acaba oraya tıbbi sekreter alırlar mı diye düşünüyorum ama almazlar.Çünkü orası bir hastane değil ve sürekli kayıt yapılan bir yerde değil.Annem başvur diyor ama emin değilim.Dünkü olayları babama anlattım özellikle cami altındaki poliklinikte olanları dedim ''kadın sanırım oranın insan kaynakları uzmanı gittik odasına küçükcüktü.....''Geri kalanınıda anlattım işte.Babamda şöyle dedi ''O insan kaynakları başı değildir.Başı olan bir kişi asla kaç kontejyan kaldı söylemez ve karşı tarafı ne umutlandırır nede rencide eder.Ni tekimde sen rencide olduğun içinde orada çalışma şevkini zarara uğratmış.Ona da küçük bir yeri kakalamışlar orada sadece çalışan öylesine birisidir.''dedi.

Bu insanları hiç bir zaman anlamayacağım ve anlamakta güçlük çekiyorum.Umuyorum ki bir gün devlete girerim ve turnayı gözünden vururum.Yakın bir zamanda taşeronluk diye birşey kalmayıp herkes memur olacakmış.Bakalım bu ne zaman olacak.KPSS'ye de güvenmiyorum içeride sağlam adamın olmadığı sürece boş.

Herneyse içimi biraz döktüm fakat kendimi yine bok gibi hissediyorum.Sanırım bu his birkaç gün sürer ve geçer.Aşağıya bir video bırakıyorum.Belki şöyle bir göz atarsınız.Ben beğendim.


Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın efenim.

17 Eylül 2017 Pazar

♥ Olan Biten ♥


Herkese merhabalar efenim.Yeniden bir yazımda daha beraberim sizlerle.Okula gidecek arkadaşlara şimdiden başarılar dilerim.Teog'a girecek arkadaşlarada çok çalışın derim gerçi haberlerde Teog'un kaldırılacağına dair haberler olsada o kaldırılsa bile yeni sınav sistemleri çoğaltırlar yeniden.Çalışın dediğim arkadaşlarda çalışmayacaklardır büyük bi ihtimal bunuda ortanca kardeşimden biliyorum.Yan gelip yatıyor elinde sürekli telefon sevdiği Japon grubuyla ilgili şeyler paylaşıyor.Nasıl bulduysa bu grupları gına geldi.Bide asilik çağında ağzını burnunu kırasım geliyor.Atarlanıyor.

Bu yıl meslek lisesine gidecek olanlara da şöyle bir haberim var artık üniversitelere giriş yapmak için Ygs sınavına girmeniz lazım.Direkt geçişler kalktı.Artık insanların sonu hayırlı olsun diyim.

Gel gelelim haberlere.Ben dizi seyretmekten çok haber izlemeyi severim.Haber izleye izleyede bozulmaya yüz tutmuş psikolojim hepten bozulmaya başladı.İnsanlar çıldırmaya saldırgan olmaya başlamışlar.Bi küçücük şey için birbirlerini öldürmeye başlamışlar.Hele ki şu fındık haberleri beni benden aldı.Tamam çiftçi alması gereken parayı alamıyor.E be insan niye o ağaçları kesiyorsun.Açıkçası benim içim yandı bi ağaç kaç yılda büyüyor.Para kazanamadığı için niye ağacı kesiyorsun.Kesme amaçlarıda şudur bence bana göre benim düşüncem ''ben kazanamadım sizde yemeyeceksiniz''.Ulan ağacın size ne zararı oldu.Bu zeytin ağaçları içinde geçerli.Hatırlıyoruz inşaat gibi birşey için zeytin ağaçları gitti.O ağaçlarda zor yetişiyor.Japonya da zeytin en pahalı şey mesela.Kore de şeftaliyi almak için paralı olmak lazımmış.Ama bizim insanımız ne anlar.Bizim insanımız hiç bi boktan anlamaz.Bizim insanımız kendini düşünen bencilin tekidir.İnsalarlar birbirlerini kandıra kandıra güveni kalmamış kendine sonraki nesilleri düşünmüyorlar hiç.Biz bu halimizle hiç bir şey olamayız.Haberler zaten herşeyi açıklıyor sözde demokratik bir ülkeyiz ama demokrasini d si yok.Allah korkusu yok artık kimsede benim aile meseleleri içinde geçerli.Yalan dolan arkadan konuşmalar kul hakkı yemeler...

Benden ne haber onu söyleyeyim.Öncelikle Cuma günü gittim Güney Sekreterliğine iş başvurusunda bulunmak için arkadaşla.Elime başvuru kağıdıyla anket verdiler.Tabi ben iş başvurusunda hiç bulunmadığım için arkadaşıma sordum hep.Oda bana sağolsun yardım etti.Kağıtta üç tane hastane adı yazın diyordu bende evime yakın hastaneleri yazdım.Bilgileri tamamladıktan sonra anketleride doldurdum.Sekreterliğe gelen o kadar çok kişi var ki iş başvurusu için....Annesiyle gelen eşiyle gelen...Doldurduktan sonra güvenlik görevlisine verecektim kağıtları komisyon toplantısı vardı o gün.Toplantı bitmiş ve güvenlik görevlisi elime bir sürü başvuru kağıdı sıkıştırarak ''Hazır şunlarıda ver nede olsa çıkıyorsun vermek için yukarı '' dedi.Aldım arkadaşımla gitti teslim edileceği yere.O kadar çok başvuru var ki elimde.Bu elimdekiler de azmış aslında vereceğim yere girince anladım.Çalışanın masasının üzerinde o kadar çok başvuru var ki...Durumu görünce açıkçası ister istemez düşündüm acaba bu kişiler işe girebilecekler mi? Bende o işe girebilecekler mi dediğim kişilerin arasında geçtim.Arkadaş daha önceden başvurmuştu ve 2 ay bir zaman geçti geri dönüş olmadı daha.Taşeron firma üzerinden işe alınacağım ve 1800 gibi bir maaş olup yemek onlardan yolda benden olacak.Para gayet iyi.Memurlar 2300 gibi bir maaş alıyor nereden baksan 500 tllik bir aralık var ama oda her yıl para artıyor.Diplomayı da sordular ne zaman alacaksınız diyede daha bizim rektör imzalıyor diplomaları 3,5 ay geçti bi veremediler diplomayı :DDD Haberlerde taşeronları memur kadrosuna alacaklarmış diye bir haber gördüm ama yapacaklarını sanmam :DD KPSS denen illetten 84 puan nasıl alacağım kara kara düşünüyorum.Çünkü istediğim hastane 84 istiyor.Bir de artık sağlık teknikeri 4 mü 3 mü 2 mi ne kişi alıyor bazı yerlerde de 1 kişi alıyor.Ösym sitesinden baktım.Bir başka arkadaşım üniversiteden özel hastanelere başvurmuş ama geri dönüş olmamış bakalım ne bok yicem.

Bu arada kurban bayramının 1.gününde 2-2.5 aylık muhabbet kuşum kaçtı.Şerefsiz onu o kadar besleyeyim sen git kafesin minnak yerinden kaç git.Mandallarla da kapatmıştım.Bizim çiftimiz var ve o çiftin kuşuydu.Elime de alıştırmıştım avucumada geliyordu.Ayağından tırnağı kopmuştu kanlı haliyle iyişleştirdim ayağı şişti teramisin sürdüm.Sen git kaç.Öldü mü kaldı mı bilemem.Bi tane daha yavru var oda kendini sakatladı tam yürüyemiyordu şimdi iyileştirdim ama tellere düzgün tutunamıyor ve zıplayamıyor.Bi tanede Boncuk adında sarı dişi kuşum var muhabbet tam oyuncu 8-10 yaşında olmasına rağmen bizi eğlendirmek için elinden geleni yapıyor.Şu an tüyleri yaşlılıktan dolayı kötü oldu.Uçamıyor ve ayaklarında mantardan kaynaklı şişlikler oluyor.Kafesinden de çıkmıyor.Ayağından tırnaklarıda düştü.Bi şekilde bakıyorum.Muhabbet kuşlarını çok severim.Evde en az bir tane kuş sesi olacak.Olmayınca garipsiyorum.Kendimi bildim bileli muhabbet kuşu ya kanaryayla büyüdüm.Yani muhabbet kuşuyla ilgili bi sorunuz varsa sorabilirsiniz :DDD

Diyeceklerim bu kadar.İçimide döktüm diyebilirim.Yazacaklarım bu kadar.Bir sonraki iç döküş yada başka bir yazıda görüşmek üzere hoşçakalın :DD

26 Ağustos 2017 Cumartesi

♥ Friday the 13th the Game ♥


Herkese merhabalar efenim.İvvet son zamanlarda çok ama çok oynadığım ve aşırı çok sevdiğim bir oyunu tanıtacağım.Bu yazım çok ama çok uzun olacak :D Oyunun adı Türkçe'yle ''13. Cuma Oyunu''.Gelelim bu 13.Cuma ne? 13.Cuma filmi yada filmleri bir nevi eskilerden yapılmış bir korku filmi.İlk film Part 1 Jason olarak geçiyor ve film 1980 yapımı bir film.Ardından zaten beş beşe toplam 12 film gelmiş.2017'de de yeni bir filmini çıkartacaklarmış ama iptal edilmiş. 13. Cuma filmlerini hiç mi hiç izlemedim.Ama az buçuk ana karekterini biliyordum.Sağolsun katilere ilgisi olan site yazarlarından karındeşen jack,slendir-man gibi katilleri öğrendik ve bu karekteride oradan gördüm sanırım.Oyununu oynadıktan sonra konusunu öğrenmek amacıyla google amcaya danıştım ve bilgiler edinmiş oldum.

Konuyu kopyala yapıştır yapmayacağım.Kendim anlatacağım kısaca.Jason doğduğundan itibaren (sanırım) bir tür cilt hastalığınında etkisiyle çirkinmiş.Hep Jason'la alay etmişler ve 10 yada 12 yaşında bir kampta çocuklar gelip kafasınada torba geçirip alay edip Jason'u göle atmışlar.Tabi Jason boğularak ölmüş.Yüzmede bilmiyormuş.Bunun üzerine annesi Jason'la alay eden çocukların hepsini öldürmüş.Bir süre sonra kamp görevlileri Jason'ın annesini öldürmüş.Kafasını kesmişler sanırım annesinin.Sonrasında Jason lanetlenip tekrar hayata geri dönmüş.Annesinin kafasını alıp intikam almaya başlamış kampa gelenlerden.Kısacası konu böyle öğrendiğim kadarıyla.

Jason'la anası iyi yapmış oh öldürsünler :D Tabi Jason'ın akli dengesi yerinde değil gibi oyundan öğrendiğim kadarıyla üvey babası Jason'ı dövüyormuymuş ne yapıyorsa annesine anne onu öldür diyormuş hep zarar verdiği için.Anneside kocasını öldürmüş.Jason'un babası kim meçhul.Oyunda annesi bir ad söylemiyor esas babasıyla ilgili ondan korkuyor ve ondan korktuğu içinde korunmak amacıyla bir başka birisiyle evleniyor.Jason üvey babasını kendi babası zannediyor ve onunda mezarını bulup açıp cesedini alıyor yanına.Anneside çocuğunu koruma güdüsüyle gözünü karartmış.

Jason'un yaşadıkları aslında son derece kötü.İnsanların ne kadar da kötü olduklarını gösteriyor bi taraftan.Sonrasında da öldürülüyorlar.Ne ekersen onu biçersin işte :D

Jason tüm kişileri öldürüyor acıma gibi bir durum yok.Annesinin sesini kafasında duyuyor.

Gelelim oyununa oyun Haziran ayında olması lazım 2017 yılında çıktı.Oyun tipik katilden kaçma oyunu.Kaçamadığınız takdirde Jason sizi öldürüyor.Oyun online oynanıyor.Steam'den ps4'ten yada xbox'tan alınabiliyor.Erkek kardeşim Steam üzerinden aldığı için oradan oynuyorum bende.Gelelim parasına.60 Tl oyunun fiyatı.Biraz tuzlu bir fiyat.Değer mi derseniz bana göre değer.Oyunun grafikleri olsun sinematikleri olsun gerçekten ama gerçekten çok güzel.Heleki online olduğu için insanlarla mikrofon yardımıyla konuşabiliyorsunuz.Ben konuşmuyorum fakat konuşanlar konuşuyor.Komik anlara şahit olabiliyorsunuz.İnsanlar komik şeyler konuşuyorlar.Bazılarıda rahatsız ediyor tabi onların konuşmasını engelleyebiliyorsunuz.Oyunda gördüğüm insan tipleri genellikle Rus,Japon,Çin,Amerikalı ve Türklerden oluşuyor.Veletlerde var oynayan.Bazen kendi takım arkadaşınız sizi öldürüp şerefsizlik yapabiliyor fakat yeni güncellemeyle bu yapılamayacak.

Gelelim oyunun içerisindeki karekterlere ve Jason tiplerine

Kurbanlar






Oyuna başlamadan önce hangi kurban ve hangi Jason olmak istediğimizi seçmek zorundayız.Ben genellikle A.J Mason'la oynuyorum kurban olduğumda.Her kurbanın özelliği farklı gizlenmesi olsun.Gücü atağı olsun.Genellikle insanlar Jenny,Deborah ve A.J Mason'u oynuyor.Tabi diğer karekterleri oynayanda var.

Eğer kurbansanız ve ilk siz öldüyseniz ve diğer kurbanlar Tommy'i çağırdılarsa.Tommy siz oluyorsunuz.Bir nevi 2.şans gibi.Tommy 2 kişi öldüğünde oyuna dahil oluyor.


Oyunda eğer kız kurban seçer ve Jason'un evine giderseniz annesinin kazağını alıp onu kandırabilirsiniz.Oyunda Jason'u öldürmekte var lakin iyi bir takım çalışması lazım.

Şimdi Jason'lara gelelim :D

Resimlerdeki Jason'lar her filmde farklı.Bu yüzden bir sürü Jason var.Bu Jason'ların özellikleri de farklı biri koşuyor.Biri koşamıyor.Kurbanı iyi bulup bulamıyor gibi.


Jason olduğumda genellikle bu Jason'u kullanıyorum.Bu Jason koşuyor.Kurbanları yakalamada oldukça hızlı ve bir sürü tuzak kurabiliyor.Tek bir dezavantajı var oda kurbanlardan gelen saldırılar.Kendine zar zor gelebiliyor.Bu Jason'la tüm kurbanları kesebiliyorum.


Gelelim Part 3 Jason'a bu Jason'u kullanmadım.Sol taraftaki orjinal olanı.Sağ taratakide eski atari oyunundaki versiyonu.Bu oyuna kıyafet olarak gelmiş ve sadece Part 3 Jason'da oluyor bu kıyafet.


Part 6 Jason'ı kullandım ve hiç beğenmedim.Koşamıyor.Koşamayan Jasonları pek sevemiyorum açıkçası.



Bu Jason'larıda kullandım sanırım.Bunlarda koşamıyorlar :D O yüzden pek kullanmıyorum.


Bu Jason'ı kullanma şansım olmadı.Yeni levelde açıldı oynayamadım.Koşamıyor ama videolardan izlediğim kadarıyla güçlü gibi.Beğenmezsem oyunlarıma Part 2 Jason'la devam ederim.


Bu Jason nasıl açılıyor hiç bilmiyorum.Ön siparişte veriliyor diyorlar,teklifle satın alınıyor diyorlar anlamadım.Kullanmadığım için yorum yapamayacağım.

Bu arada her Jason'ın öldürme şekilleri farklı.

Şimdi gelelim oyun içi görüntülere





Oyunda Jason maskelerini düşürebilirsiniz.Aşağıya tiplerini video olarak koyuyorum.Video benim değil bir youtube kanalından buraya koyacağım.Sonuçta video çalıntı olmaz kaynak belli :D


Yeni güncellemeyle kurbanlara ifadeler eklenecekmiş.Ayriyetten kurban ve yeni Jason gelecekmiş.

Bu tür oyunları seviyorum.Aksiyon ve korku bir arada.

Herneyse evet efenim ben burada yazımı sonlandırıyorum.Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

♥ İlbis: Ölüm Okyanusu Oyun İncelemesi ♥


Herkese merhabalar efenim.Bugün yeni bir yazıyla bir incelemeyle karşınızdayım efenim.Bu yazımda sizlere Türkiye'de yapılmış ilk kendi seçimlerimizi yapabileceğimiz bir oyunla karşınızdayım.Bu oyundan başkada bizim ülkemizde yapılan böyle bir oyun görmedim açıkçası.Oyun aslında resimli roman gibi bazı seçim anlarında bir seçim yapmamızı istiyor ve o seçime göre oyunda şekilleniyor.

Eğer okumayı sevmiyorsanız öncelikle bu oyunu oynarken sıkılabilirsiniz.Fakat benim gibi okumayı seviyorsanız oyunu seveceğinize eminim.Oyunda okuma metinleri resimlerle veriliyor ki buda hem anlama hemde insanda beğeni bakımından oldukça hoş.Oyundaki görsel resimler ve karekter dizaynlarıda gayet güzel.Konusuda oldukça ilginç ve sürdürülebilir bir konusu var.Oyun Türk Mitolojisi ve Kültürünü iyi bir şekilde yansıtıyor.Aşağıya Google Play'de yazılı olan konuyu kopyala yapıştır yapıyorum.Konu yazmada üşengeçim birazcık :DD

Konusu

Örtülü sırların dengesi bozulduğunda, gökle yer bulandı ve yeniden düşman oldu. Tüm sırlar ifşa olmak istediğinden, olacak olan daha fazla ertelenemedi. Güneş, savaş bitinceye dek söndü ve ay ışıklarını yitirdi. Dünyaya büyük bir yıkım geldi. Alçin sıradan bir üniversite öğrencisi iken beklenmedik bir şekilde yaşam ve ölüm arasında kaldı. Kaderin ona neler sakladığının farkında olmadan, ateş ve suyun dünyasında sıra dışı olaylarla mücadele edebilecek mi? Yaptığın seçimler Alçin’in geleceğini değiştirebilecek mi? İlbis: Ölüm Okyanusu seçimli hikaye oyunumuzu oynarken, Alçin’in maceralı yolcuğu senin seçimlerin ile şekillenecek!

Oyun şuan için sanırım Google Play'de var.Belki apple indirme mağazalarına gelebilir.Oyunu indirdiğiniz takdirde sizden e-posta ve şifre oluşturmanızı isteyecek.Yapın birşey olmaz :D Bu oyunu hem kız hemde erkeklerde oynayabilir.Sırf kızlara itafen yapılmış bir oyun değil bana göre.Yakın zamanda bu oyunu yapan oyun fırması tarafından kızlara özel bir otome oyunuda gelecekmiş.Hayırlısı olsun diyelim ve oyun için görüntüleride aşağıya koyayım.




Oyuna bir şans verip oynamanızı tavsiye ederim.Bu yazımında sonuna geliyorum.Biliyorum oyun tanıtımı pek oyun tanıtımına benzemedi ama olsun :D Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın :D

8 Ağustos 2017 Salı

♥ Sitede 9.Yıl ♥


Herkese merhabalar.İvet bugün büyük bir gün.Ne bu büyük gün!! Tabi ki bir site sahibi ve bu yazı yazma konusundaki 9.yılım.Bir alkış alayım.Lütfen!! Havayı fişekleri atın havaya pat pat pat !!! Beni takip eden veyatta etmeyen herkese teşekkür ederim.Gel gelelim bu site işlerine nasıl başladım.Şurda sohbet ediyoruz değil mi? Anlatayım da gitsin.İster okur ister okumazsınız size silahla yazımı oku diyecek birisi değilim sonuçta :D Site kurmak istediğim de 5.sınıfa gidiyordum yılda 2008'di.O zamanlar bilgisayar yada internet kavramı bizler için yeniydi.İnternette gezinirken blogcu bağlantılı siteler vardı ve o siteler bizler için göz alıcıydı.Grafik sitelerinden tutun çizgi film içerikli bir sürü çeşit çeşit siteler vardı.Bunları görünce bende gaza geldim ve anneme anlattım.Ondan da izin alınca blogcu sitemi açtım.Tabi blogcu adımı gerçek ismimi vererek açmadım!! Buda bi itiraf olsun.Eski sitemi bilen bilir bilmeyen de varsa boşverin o sitemi.Blogcu alemi o kadar güzeldi ki.Okuyucu kitlen vardı.Onlarla konuşurdun.Tanınmış blogcularda vardı.Tabi onların yanından ayrılmayan fanları mı diyim okuycuları mı diyim vardı işte insanlar.Hele ki grafik üzerine şeylerde biliyorlarsa havalarından geçilmezdi.Bi şablon yapmak içinde sitelerine yorum isterlerdi.Elbet bende yardım aldım bazılarından ama grafik işlerinin hepsini tek tek ben öğrendim.Hiç bi site yazarı bana yardım etmedi.Şablon yapmayı öğrendim.Benim ilk zamanlarda photoshop'tan bile haberim yoktu.Site başlıklarını paint'ten yapardım.Sonra sonra photoshop programının var olduğunu öğrendim.Öğrendikten sonra nelerin nasıl yapıldığını yine ben tek başıma öğrendim.Kısacası bu site işlerinde bana kimsenin yararı olmadı.Blogcu zamanlarının iyi yanı okuyucularınızın sizin yazılarınızı okumasıydı.Blogcu sitesi 2012 yılında site sahiplerinin özgün şablon yapmalarını kısıtladı ve bir çok site sahibi ya site işini devam ettirmedi yada blogger'a geçip orada yazı yazmaya devam ettiler ki bende devam eden kişilerden biriyim.2012'den bu yana bu sitede yazılarımı yazıyorum.Valla bu sitede okuyucu kitlem var mı bilmiyorum varsa da eminim ki birkaç parmak geçmeyecek şekildedir.Malum şimdi insanlar video çekipte içlerinden geçenleri anlatıyorlar.Bizim gibi sitelerde unutulup gidiyor.Unutulup gitmemek içinde bir makyaj sitesi mi olmak lazım para yardımı gelsin okuyucular gelsin yada başka blogger sahiplerine gidip yalakalık mı yapmam lazım çözemedim açıkçası :D Emeğinin karşılığını alıyor musun? diyede sorarsanız bende şöyle cevap verebilirim hayır almıyorum.Bundan sonrada almak istemiyorum.Bu site benim kendi depom haline geldi.He diyeceksin bu kadar yazıyı kime yazıyorsun açıkçası kendime yazıyorum.Hem unutmamak için programsal dersleri yazı olarak yazıyor hemde oyunları bir bir tanıtıyor birşey bulduysam yapıştırıyorum yazıma.Elbet nasiplenenlerde vardır.Youtube'de ki yorumcu kitlesi burda da olsaydı belki de site yazarları sevinirdi.Kim bilir...

Herneyse kendim neler yapıyorum onuda anlatayım.Bu yıl ki yaz stajım 11 Temmuz'da bitti ve ben hala mezun olmama rağmen diplomamı alamadım.Ağustos yada Eylül ayında veriliyormuş diploma.Geçici diploma almadım iş için.Şunun şurasında ne kaldı diyip bekliyorum esas diplomamı almayı.Diplomayı aldıktan sonrada sv hazırlayıp vereceğim güney sekreterliğine iş başvuru dilekçemi.Git taşerona derlerse işkur'a gidip oradan başvururum.Evde kös kös oturmak canımı sıkıyor.Hiç olmazsa hem çalışır hem para kazanır hemde zamanımı geçiririm.KPSS zaten 2018'de olacak girerim bakarım puanıma olmadı yine taşeron devam ederim.Özel hastenelerde çalışmak istemiyorum.Devlete girerim oh mis.Bakalım şu an beklemedeyim.Malum başvursam bile hemen işe alacaklar mı?Sonuçta torpille çalışılan bir yerde yaşıyoruz öyle değil mi? Bu arada bunu okuyan okuyucum eğer devlet hastanesinde iş imkanı varsa beni oraya alın direk :D 

İvet yazıma burada son vermek ister ve sizlere görüşmek üzere diyip kaçar giderim :))

6 Ağustos 2017 Pazar

♥ Crash Bandicoot ♥


Herkese merhabalar efenim.Nasılsınız görüşmeyeli bakimm.Vallacığıma 1 aylık bir yazı yazmayışımın ardından tekrar geldim efenim.Sitemden ayrıldığım yok sadece eskisi gibi yazı yazasım gelmiyor.Okuyucular olmasa bile burayı sanırım kendi depom haline getirecğim :DD Ne yapıyorum ne ettim gibi günlük tarzı bir yazıyı kafam eserse içimi dökmek için yazarım.Bakayım duruma göre.Evvet efenim bu gün ki yazım Crash Bandicoot üzerine olacak.Yeni nesil belki bilmeyebilir (yada bilebilir) bu oyun eski jenerasyon kişiler için çok ama çok sevilen bir oyun.İlk Ps1 aldığımda Crash'in Crash Bash oyunu verilmişti o oyunu oynadıktan sonra bu karekterin diğer oyunlarını (kaçak) aldım ve oynadım :D Heyt be!!Eskiler aklıma geldi.Bu tanıtacağım Crash oyunu Crash'in ilk oyunu ve yanlış söylemiyorsam 1996 yapım bir oyun.Oyun gerçekten grafikler olsun müzikler olsun çok güzel.Yani ben seviyorum.Geçtiğimiz günlerde de Crash'in ilk üç oyununu barındıran yeni versiyonunu çıkardılar.Açıkçası Ps4'üm olmadığı için oynayamadım lakin videolarını izledim ve ne biliyim pek içime sinmedi oyun.Belki de eski versiyonuna alıştığım içindir.Oyunun konusuna elirsek şöyle açıklayabilirim.

KONUSU

Kötü fizikçi Dr.Neo Cortex dünyayı ele geçirmeyi planlarlar. Bunun için buldukları hayvanları Cortex Vortex adında bir makine ile mutantlaştırırlar ve kendi muhafızları olarak çalıştırırlar. Fakat Cortex'in yardımcısı Nitrus Brio'nun küçük bir hatası yüzünden Crash Bandicoot adındaki bir Bandicoot faresi oradan kurtulur. Fakat kız arkadaşı (sevgilisi) Tawna Dr.Neo Cortex'in elinde tutsak tutulur.Crash deney yerinden kaçtıktan sonra kendini 3 adadan ilkinde bulur ve Tawna'yı kurtarmak için bu adalardaki tuzakları ve bölümleri geçip.Sonuncu bölümde Dr.Neo Cortex'i yenip Tawna'yla birlikte uzaklaşırlar.


Oyunun konusu kısaca böyle.Oyuna hemen başlarsanız konuyu pek anlamayabilirsiniz.Çünkü oyun hemen sahilde başlıyor fakat oyuna giriş sayfasında bir süre beklerseniz oyun kendini ilk önce kısa bir demo oynayışla ardından tekrar oyuna giriş ekranı bir süre bekleme ve ardından kısa bir sinematik animasyonla (intro) sizi bilgilendirecektir.


Oyunda toplam 2 tane son var.Birinci son oyunu rastgele kutuları parçalamayıp hapire ölüp sonunda Dr.Neo Cortex'le savaşmak.İkinci son ise oyunu tüm herşeyi 100'de 100 yapıp bitireceksiniz,tüm kutuları patlatacaksınız ve bütün elmasları toplayacaksınız..Tabi elmasları toplamak içinde bölümlerde ölmeyeceksiniz.(Bunu da yeni öğrendim kaç yıl sonra)Bu elmaslar size yol yapacak ve o yoldan gidip direk Tawna'ya ulaşacaksınız ve kuşla birlikte gideceksiniz.

1.son


2.son


Yok ben uğraşamam kutu mutu derseniz.Oyunu direk 1.sonla bitirin.Yok ben uğraşıp bitiririm ve saatlerim iharcarım diyorsanız 2.sonla bitirebilirsiniz.Benim gibi çakallar ise şöyle yapar.Oyunun ilk başında ''Password''kısmına basar kodu girer ve oyunu tümüyle tamamlayıp sonrasında ilk başından başlar tüm  bölümleri bitirir ister 1 ister 2.sonla bitiririm.


Alın size şifre :D

Gelelim karekterlerimize


Crash Bandicoot: Bir Bandicoot faresidir. Dr.Neo Cortex tarafından mutantlaştırılmıştır. Fakat Cortex'in çalışanlarından Nitrus Brio'nun hatası yüzünden iyi biri olur ve dünyayı kurtarmaya başlar.



Aku Aku: Tiki maskesidir. Neo Cortex'in patronu Uka Uka'nın ikiz kardeşidir fakat iyi kalplidir ve Crash'in korucusudur.


Neo Cortex: Crash'in baş düşmanı ve yaratıcısıdır. Amacı dünyayı ele geçirmektir.


Nitrus Brio: Dr.Neo Cortex'in asistanıdır. Hayvanları mutantlaştırma işini o yapar. Fazla sakar ve hatalıdır.


Tawna Bandicoot: Bir tilkidir. İlk serilerde Crash ile sevgiliydi fakat sonradan Crash'i terkeder ve Pinstripe Potoroo ile sevgili olur.


Fake Crash: Crash'in sahte ve kötü kalpli bir kopyasıdır. Yapımcılar onu yaratırken Japonya'daki Crash'in berbat yapılmış bir peluş oyuncağından esinlenmişlerdir.


Ripper Roo: Mavi bir kangurudur. Neo Cortex'e çalışır. Akıl hastasıdır.


Pinstripe Potoroo: Bir faredir. Neo Cortex'in çalışanıdır ve bir mafya çetesinin başıdır. Crash'in eski sevgilisi Tawna ile çıkmaktadır.



Papu Pummel "Papu Papu": N.Sanity adasının ağasıdır. Adanın bir köşesinde adamlarıyla birlikte çetesi vardır.



Koala Kong: Neo Cortex'in çalışanlarındandır. Koala'dır. Güçlü bir karakterdir.


Oyun bu karekterlerden oluşuyor.Gelelim oyunun işleyişine 100 tane wumpa meyvesinden toplarsanız 1 can geliyor.Aku aku maskesinden 3 kere alırsanız sonsuz oluyorsunuz.Aku aku maskesi sizi koruyor ölmemenizi sağlıyor ama çukurdan aşağı düşmede sizi kurtaramıyor maalesef ki.


Eğer oyunun müziklerini dinlemek ve indirmek isterseniz aşağıdaki tıkla yazısına tıklayın indirme sitesine gidersiniz.


Şahsen ben müziklerini telefonumda zil sesi olarak kullanıyorum.


Yukarıdaki ''Tıkla'' yazılı resme tıkladığınızda da eğer oyunu bilgisayarda simülatör eşliğinde oynamak isterseniz oyunu indireceğiniz site çıkar karşınıza.

Oyunu Ps1 ile oynayabilir yada Ps1 simülatörü indirerek oynayabilirsiniz.Sitemde programlar kısmına tıklayarak yazıya ulaşabilirsiniz ps1 simülatörü ile ilgili.

Oyun içi birkaç görüntü paylaştıktan sonra yazımı bitireceğim.





Oyun bilgisi verme konusunda en uzun yazı bu oldu sanki.Herneyse efenim bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın :)